fbpx

 Cemal Turgay’ın anısına

“Ben tabiat fotoğraflarını oldukca severdim. Bir de her yeri ayrı bir tablo olan İzmit’i.”  Cemal Turgay.

Benim hayatımda keşkilerim olmadı pek, olanlardan da ben uzak durdum. 

Cemal Turgay’ ı ölmeden beş yıl ilkin tanıdım diyebilecek kadar geç tanıdım.   Beş yılı o denli dolu dolu yaşadım ki kendisini öz amcam yerine koyabilecek kadar ve o azca olan keşkilerimin içinde “keşki daha ilkin tanısaydım” diyecek kadar da iyi tanıdım.

Hafızasını, sevecenliğini, babacanlığını, insana kıymet vermesini ve doğal ki yapmış olduğu işe iyi mi saygı duyduğunu görecek kadar tanıdım.

İlk tanıştığımızda, benim soyadımdan yola çıkarak halamla ilköğretim arkadaşı bulunduğunu söyleyerek, seksen yıl öncesine gidecek kadar ve hatta annemle babamın düğün fotoğraflarını çektiğini söyleyecek kadar hafızasının ne kadar kuvvetli bulunduğunu anlamıştım. Bu tanışmamızdan halama bahsettiğimde, Cemal Turgay’ın oldukca çalışkan bir talebe bulunduğunu, sınavlarda hep kendisinden kopya çektiğini söylemişti bana.

Telefonlarımı hep “efendim Gül kızım” diye açardı. Sevecenlik, babacanlık…

Bana söylemeyi unutmuş olduğu bir şeyin aklına ulaştığında tekrardan beni aradığını bilirim Cemal Turgay’ın.

Hemen hemen yayımlanmadan ilkin “eski güzel İzmit’in M.Kemalpaşa Mahallesi” adlı kitabından bahsederken, “sana söylemeyecektim sürpriz olsun diye fakat dayanamadım, ne olur ne olmaz, Saray Bahçe Kapısı fotoğrafına senin aynı isminde şiirini aldım” demişti. O an benim için gurur vericiydi fakat şimdi en güzel hatıralarımın içinde içeriyor.

Cemal Turgay’ın fotoğraf aşkına ulaşınca,

Fotoğraf çekmeye ilköğretim çağlarında Fahri Seyrek’in vitrinine bakarak adım adım yaklaştığını hissediyormuş Cemal Turgay.  Vitrinde beğenmiş olduğu bir fotoğraf için “resmini yapabilir miyim Fahri amca” diye izin istemiş, Fahri Seyrek ise “fotoğrafı varken niçin resmini yapasın ki” diyerek aralarında süregelen bu fotoğraf diyalogları yardımıyla Cemal Turgay fotoğrafın iyi mi çekildiğini, iyi mi basıldığını öğrenmiş ve karanlık oda denilen laboratuarın kokusunu ilk orada almış.

İlerleyen zamanlarda, Cemal Turgay, dükkanının açılışına Fahri Seyrek’i çağırmış ve Fahri Seyrek’in kendisine söylediği söz  “sensin bundan sonrasında benim vekilim” olmuş.

Cemal Turgay,  bu ilgisini gören babasının almış olduğu Kodak marka makineyle kendine özgü fotoğraflar çekmeye başlamış. O dönemlerde Halil Atmaca ile tanışmış, zaman içinde oldukca iyi anlaşarak beraber çalışmaya başlamışlar ve Cemal Turgay’ların evinin altında kendilerine minik bir laboratuar kurmuşlar. O dönemde Yaşam dergisine göndermiş olduğu fotoğraf, kapak fotoğrafı olarak seçilmiş ve fotoğraf yolculuğunda Cemal Turgay’ın önünü açmış. Adapazarı’nda kurulan fotoğraf kulübünün daveti üstüne katılarak onlarla beraber pek oldukca sergilere imza atmış.

Cemal Turgay’a gore fotoğraf öncelikle gözle çekilip ondan sonra makineyle çekilmeliydi.

“Bir fotoğrafın sanat eseri olup olmadığını idrak etmek için ilkin foto grafik değerine bakılması gerekir. Şu demek oluyor ki grafiği, siyah-beyazı, ışığı, tonlaması, mevzusu ve harcanan emeği düşünülerek bakılmalıdır. Duygu ve görüşlerden başka düşündürücü de olmalıdır. Fotoğrafın yaşanması için baskısının da yapılması ve o uzun bekleyiş sürecinin ne olursa olsun yaşanması gerekir.” düşüncesini savunuyordu devamlı.

 Cemal Turgay, fotoğraf sanatıyla teknoloji içinde ters bir orantı görmekte ve  “zaman içinde fotoğraf çekenlerin sayısı arttı fakat fotoğrafın sanatçısı azaldı.” diye düşünmekteydi.

Cemal Turgay fotoğraf sanatçısı olarak kendisinde hep daha iyiyi, daha ileriyi görmek istemiş. Ve böylece daha verimli olabileceğini düşünmüştür.

Ölümünden sonrasında doğum gününe denk gelen tarihte Sakarya Güzel Sanatlar Derneği ( SAGÜSAD ) 23. Yıl etkinliğinde, Cemal Turgay anısına fotoğraf ve fotoğraf sergisi düzenlemiştir.

Kocaeli Bağımsız Fotoğrafçılar Topluluğu ( KBFT ) tarafınca bu yıl üçüncüsü ve sonuncusu düzenlenecek olan fotoğraf yarışması,  Cemal Turgay anısına yapılmaktadır.

Cemal Turgay’ı kaybettiğimiz iki yıl oldu. İzmit için hiçbir vakit unutulmaması ihtiyaç duyulan bir kıymet. Unutmamak için arkasında durmamız ihtiyaç duyulan bir kıymet. Geride bıraktığı eserleriyle devamlı bizlerle yaşayacak.

Kendisine sevgi, saygı ve rahmet temenni ediyorum.

 

İÇERİĞİN TAMAMINI KAYNAĞINDAN OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

KAYNAK: www.kocaeligazetesi.com.tr